24 Ağustos 2011 Çarşamba

Bir Dönem Bitiyor...

Bitiyor gerçekten...Duru'nun bebeklik döneminden çocukluk dönemine geçtiği tüm hallerinden belli...Konuşmaları, görüntüsü, hal ve tavırları, söz dinlemeleri, inatlaşmaları vs. vs. Ve bununla birlikte bayramdan sonra okula başlıyor...Ben çok heycanlıyım, çok...Zor bir süreç olacak gibi hissediyorum, yuvadaki pedagog öyle demese de...Çok kolay alışcak, çok sosyal dedi ama bağlı bize, bana işte...Belki de bana öyle geliyor...Belki de dönüp arkasını gidicek, hiç sanmıyorum:) Neyse bu süreci tek bir kişi yönetsin der heryer...O da Annem...Çok iş düşücek ama güvenim sonsuz...Ve bu dönemle birlikte Anneanne, Babaanne paylaşımlı bakma işi de son buluyor...Annemlerle aynı yerde oturmamızdan, Babaannenin uzakta olmasından ve bakarken de ancak bizde kalarak bakmasından dolayı, Duru Hanım'ı sabahtan Annem bırakıcak, tam güne geçene kadar Annem alıcak öğlenleri, biz gelene kadar...Ne kadar çabuk alışırsa o kadar çabuk geçicek tam güne...Belki 1 ayın içinde, belki 2 ay, ama o kadar...Tam günden sonra ise, Annem sabahları bırakıcak, ben evde oldukça 16.30-17.00 gibi alırım Duru'yu diyor...Ama Duru'ya bağlı olmayacaklar, okul 19.30'a kadar tutuyor çocukları...Yani ben 18.15 gibi alıyor olacağım...Hatta Annemler sabah da müsait olmadıkça sabah 7.30dan sonra açık yuva, Bora bırakabilecek...Yani Duru bağımsızlaşıyor, büyüyor...


Ve bir dönem bitiyor...Bu dönemde çok şanslıydık, hala şanslıyız...Nazar değmesin...Babaanne, Anneanne ve Dedelerimize sonsuz teşekkürler...Teşekkür bile yetmez ya...Harika bir iş çıkardılar, yoruldular, paylaştılar ama...Onlar da güzel bir dönem geçirdiler...Biz özliycez bu dönemi...Duru özliycek...Yeni dönem başlıyor...Önümüzdeki dönemin de avantajları var hani...Duru daha da sosyalleşicek, büyüyecek, kolaylaşıcak...Anneler, Babalar dinlenicek, (Annemler bir süre sonra olsa da), ve biz mi? Bekle bizi İstanbul gece hayatı...:))) Böyle bir çıkarım yaptık...Şu 3 senede sayılı çıktık geceleri...Anneler gündüz zaten bakıyor, yoruluyor, daha da yormayalım diye...E şimdi onlar müsait oldukça biz Duru uyuduktan sonra çıkarız be:)
Big Chefs'te bir dönemin bitiş yemeği...Bora'nın deyişiyle veda yemeği:) Ben sevmedim bu kelimeyi ama espirili yönden bakarsak olabilir...Bu arada Ataşehir Big Chefs harikaydı demeden edemiycem...

23 Ağustos 2011 Salı

Akşamki Hallerimiz...

Akşam eve gelince hop Duruyu kapıyorum (bazen de beni dışarda karşılıyor zaten) doğru parka...Artık arkadaş çevremiz oluştu...Can var Duruyla yaşıt...Onun dışındakiler büyük ama çok iyi anlaşıyorlar, onlar da Duruyu alıyorlar aralarına...20.30'lara kadar dışarlardayız...Ben de bankta annelerle babalarla sohbetteyim...Tehlike yaratacak birşey yapmadıkça Duru'ya hiç müdahale etmiyorum...Sonuçta büyüklere ayak uydurmaya çalışıyor...Serbestçe oynuyor...
Bu arada dün karar verdim, bloga yazıyım, yazılı kalsın, unutmayalım diye...Duru'nun konuşması artık inanılmaz, bizden farkı yok...Ama hala söylediği komik kelimeleri var...Hiç gitsinler istemiyor...O kadar tatlı ki, onları söylerken, yiyesim geliyor...İşte buyrun...

Motorsiklet: Moçiklet
Uğurböceği: Uğurcöbiği
Akşam: Aşkam
Eksik: Eskik
Piknik: Pikmik
Çorap: Çopak
Ayakabbı: Bunu demesine rağmen bazen hala Aba diyor...
Nerede: Yeede




22 Ağustos 2011 Pazartesi

Tatili Aratmayan...

bir haftasonuydu...Artur'dan dönerken Bora'ya dedim ki bak tatil bitiyor, sen etkinlenmiyebilirsin, ben bunalıma girerim, Artur'u 1 sene daha göremiycem, Duruşumla 7-24 zaman geçiremiycem, Annemlerden ayrılıyorum, bunalırım ben dedim...Geçen döndüğümüz Pazar hemen bir kahvaltı organize etmiş...Bizim grup toplanıverdik...Sonra Duruyu erkeklere bırakıp kız kıza güzel bir cadde günü geçirdik...Bu hafta keza oturmaya vakit bulamadık...Bir baktım bayram tatili geliyor...Bekle bizi Sapanca...
Cumartesi sabahtan akşama kadar Abakalardaydık...Dutch ile alt alta üst üste bir gün geçirdi bizim minik...Bir ara gerçekten dışarıda oynarlarken Dutch oyun olsun diye devirivermiş bizimkini...Ağlayarak geldi...Biz de onun yanında Dutch'a kızıp durduk göstermelik ki, küsmesin diye:) Bizim ki hayvanlara küser mi hiç...Biz Dutch'ı azarlarken üzüldü, gidip sevmeye, sarılmaya başladı Dutch'a...O günkü sevgilisi Teyzemdi...Abakayı sattı diyoruz:) Havuzda, evde "Teyze, Nermin" diye diye beraberlerdi...Teyzem de mest tabi...


Selen bizi doğal ürünler almamız için bir bahçeye götürdü...Harikaydı...Duru dalından topladı sebzeleri...


Pazar günü sabah kahvaltıdan sonra hemen çıktık evden...Öğleden sonraya kadar Rahmi Koç müzesindeydik...Harikaydı...3 yaş çocuğu için bile gezilebilecek bir müze...Gezdik, öğlen kafesinde Duru uyudu, biz keyif yaptık...Detaylı fotoları başka bir başlıkta artık...Üstteki fotoda uçağın içindeyiz bu arada...

Sonrasında da Burak-Gözde-Ali ile buluştuk, caddedeydik...Bir ara bizim ki müzik bile yaptı resmen:) Herkes toplandı valla...

16 Ağustos 2011 Salı

Fotolarla Artur...

Orada da bir trambolin bulduk...Bu gidişle bizimki jimnastikçi olacak:)

Hastalıktan sonraki ilk yemeği... Şerefine dışarı çıktık...Biz de 4 gün sonra gün yüzü gördük:) 1 kg verdi tatlım benim, süzülmüş resmen...Dün tarttım, hemencecik alıvermiş verdiğini...

Kahve tiryakisi bizim kız...Sütün içine bir damla kahveyle bize eşlik ediyor...Her sabah...

Dukamız...Böyle bir hayvan sevgisi 1-2 kişi de gördüm...tüm çozuklar sever, ilgilenir tabi ama Duru'nun ki başka birşey...Gaye, Babam ve Duru...Aynı şekilde bir sevgi hayvanlara karşı...Dokunuşu bile farklı...Sabah Duka ve Yaramaz kedi (isim anneleri benim kızım olur) ile gözümüzü açıyoruz, onlarla kapıyoruz...Denizdeyken bile özledim kedilerimi diyip eve dönmek istiyor...Yanyana uzanıp sarmaş dolaş yatıyorlar, öpüyor onları ya...var mı ötesi...Biraz tedirgin olmuyoruz desem yalan olur...neyseki bu kediler senelerdir bizimle ama her görüdüğü kediyi köpeyi sarıp öpmek istiyor artık...Napcaz bilmiyorum...Yakında alalım tutturmaları başlar, bekliyorum...


Bu havuzda her sene maceraları var...Bu sene küçük de gelse coştu coştu...

Poz ver diyinceki hali...


Ayası ve Dedesiyle...

Annesinin koştuğu yollar, kızına eşlik ediyor artık...



Ve meşhur düldülümüz...

Diskoda dans ederken...


15 Ağustos 2011 Pazartesi

Artur, Artur, Artuuur...

Herşeye rağmen süperdi...Duru'nun 3-4 gün hastalanmasına rağmen, (3 senedir bu kadar kötü bir hastalık geçirmedi) benim artık hastalığının en son gün hüngür hüngür ağlamama rağmen, mükemmele yakın bir tatil geçirdik...ilk 3-4 gün ilaçlar, uyku, doktorlarla geçti...Mikrobik ishal, kusma...Bir de Bora yok, bir de iyice bana yapıştı, iyice mızmız (hastalıktan olduğunu bildiğim için sonsuz tolerans)...Neyseki atlattık...hiçbişey yememek ne demek anladım...Bir daha iştahsız,az yiyor demiycem Duru için...Su bile içiremedik o kadar...Neyseki açığı kapattı sonradan:) Bunları geçelim...Onun dışında neler mi oldu...Boyu uzadı, ayakları büyüdü, konuşması son sürat, acayip mantık zinciri cümleler, şarkılar, tekerlemeler...Kedilerle yatıp kalktık, tüm böcekleri inceledik, deli gibi yüzdük...Yazın başında yüzmüyor demelerimden utandım:) Derinde, kıyıda, soğuk sıcak demeden, bata çıka, dalgalarla boğuşarak hem de...Hergün mısır, dondurma,balık eksik olmadı...Arkadaşlar edindik...Tüm çocukların yanına gidip adın ne, eğer küçükse annelerine adı ne diye soruldu...Pek bir girişken, pek bir canayakın...Yine de bana yapışık:) Biz mi gündüz ona tabi, geceleri çekirdek artur grubumuzla eğlencelere aktık...Cundaya gittik, babayla modellik yaptılar...Fotoların arkası gelecek, gelmez mi?:) Videoları da unutmayın derim...
Annesinin Artur gecelerini geçirdiği diskoya ilk adımını attı minik...Tabi güneşi batışını izlemek için...Müzik vardı...Biz manzaraya bayılmışken, o ortada dans şov yaptı...

Hergün sahilde püfür püfür en az 2 saat uyudu, akşam da ona rağmen 10u göremeden 10 dakikada pili bitti...


Senelerin dondurmacısı...Bizi büyüttü, şimdi sıra Duru Hanım'da...

Cunda pozları...
Kiraz güzeli...