29 Kasım 2010 Pazartesi

Böyle Böyle...

2 günün ardından dün koştura koştura eve gittim...Şöyle bir sarıldı bana...Tutturdu dönen sandalyeye mickey'i koyup döndürücem diye...Tehlikeli...Sandalyenin sivri yerleri tam göz hizzasından geçiyor...Olmaz dedim, unutturmaya çalıştım, ağlamasını da istemiyorum, oof yani...2 yaşsız 2 günden sonra iyi geldi...Belki 45 dakika döndürdü...Ben de ayakta elim sandalyenin arkasında, her an çarpmaya karşı hazır, tutmak için bekliyor...Bu arada da dil döküyorum hala...Yordu minik beni...Sonunda çoooook hafif kafasına değdi...Ben de fırsattan istifae bak gördün mü diyip hadi gel buz koyalım dedim...Bir şaşırdı, acımadı ki diye düşündü sanırım bir an ama kandı...O sırada Bora geldi, imdadıma yetişti:)
Ahucuğumun hediyesi...Bayıldık, bayıldı...
Bu aralar benim ayakkabılarımı giymek istiyor, oje oje diyor...En sevmediğim şey küçük kızların ojesi...Neyse ki onu anlattık...Pembe giymek istiyor habire, "peme" diye diye, bu kadar pembeden uzak büyümesine rağmen...Tam bir küçük kız oldu...Alttaki foto favori kıyafeti...Kendi seçiyor alakasız da olsa kıyfetlerini, bizim seçtiklerimiz giyilmiyor...Neyseki anlıyor da,dışarı çıkarken giydirmeye başlayınca sesi çıkmıyor...Şimdilik benim istediklerim giyiliyor, ben de keyfini çıkarıyorum...Evdeyken de ona bırakıyorum...
Ayakkabılarımızı boyuyor, eline bezi alıyor, heryeri siliyor...Pek bir titiz, düzenli...Bir yere koyduğu birşeyi oynatınca sinirleniyor, tekrar alıyor eski yerine koyuyor...Eskiden ben yıkardım onu...Bayadır beraber yıkanıyoruz...Hem zaman kazanıyorum hem de pek keyifli...Şimdilerde de bana sarılarak yıkanmak istiyor...Geceleri uyutma faslımız 10-30 dakika arası sürüyor...30 dakkayı geçti mi geliyor bana gelenler:) 22-22.30 gibi uyumuş oluyor, sabah 8-8.30 gibi kalkıyor, bazen 9'ları buluyor,genelde de sağolsun haftasonları:)...Öğlen 13.30 gibi uyuyup 15-15.30 gibi kalkıyor...Bıcır bıcır oldu dediğim gibi...Sürekli konuşuyor...My Gym devam...Kapısında bir duruyormuş önce, her seferinde...Sonra açılıyormuş, giriyormuş içeri...Artık sınıf tarafında arada annem dışarı çıkıyor, o arkadaşları ve öğretmenleriyle...Böyle böyle...Bulunsun istedim...Geriye baktığımızda hatırlayabilelim istedim...Aklıma geldikçe eklemeliyim...

28 Kasım 2010 Pazar

Doğumgünleri Haftası...

Bu haftasonu tam 6 kişinin d.günüydü bizim için ve hepsini kutladık...Dolu dolu bir haftasonu oldu...Eve sadece yatmak için girdik valla...Cumartesi adaşımız Duru'nun d.günündeydik...Fotolar daha sonra gelecek...Akşam Duru'yu Annemlere bırakıp Selen ve Serter'in d.günü için Taksimdeydik...Ben 3 seneden sonra Taksim'e ilk defa ayak bastım sanırım...Ahhh Taksim aaahh...Bir aralar bir haftasonu bile gitmesek Taksim'e, eksiklik hissederdik...Nerden nereyeee:) Pazar önce bizim grupla kahvaltı, Nur'un d.günü, sonrasında Efe Deniz ve Nehir'in d.günündeydik...Anlayacağınız sürekli mum üfledi bizim minik...Bu haftasonu melek halindeydi:) Zaten hep melek benim için de, çok sakin, uyumlu, 2 yaştan eser yok, neşeli, coşkulu...
Kahvaltıda Batu ile oynarken... Efe Deniz Ve Nehir'le...3. doğumgünü çocuğu gibi taktı d.günü tacını, kuruldu yanlarına...
Akşam da maç izlemek için Nur'lara gittik...Sabah yarım kalan oyunlarına devam ettiler...Bazen oyuncak paylaşımlarında sorun yaşasalar da, bizim de yardımlarımızla olay çıkmadan halloldu...Duru'yu kandırmak için Batu daha küçük, sen ona ver oyucağı dedim habire:) O da kendini büyük sanarak "küçük,küçük" diyerek verdi:)
Güzel, keyifli bir haftaosununun ardından, burnumda kızım tüterken işe gelmenin ne kadar zor olduğunu bir kere daha yaşadım...

25 Kasım 2010 Perşembe

Bu Bayram Bitmez...

Bayram uzun olursa anlatması da uzun olur valla...Esas bayramı hissettiğimiz anlar, dakikalar, İzmit...Aile yemeği...
Herkese süpriz yaptık...Duru süpriz anlar oldu...İçeride gizlice taktık bunları, sessizce geldik içeri...Deeee yaparak girdik salona...Herkeste bir kahkaha...
Bayram sabahı canım Anneannem ve canım kızım...Bu tablo karşısında gözlerim doluyor...
Bütün gün oyunlar, eğlenceler...Abaka, Serter, Dutch, Duru çoştuk...Yorgun düşen minik uyuyunca evin halleri...Eee tatil dediğin biraz da yan gelip yatmak mı ne?
Duru'nun dili açıldı diyebilir miyiz? Deriiiz...Diyorlardı, birden açılcak diye...O an bu an galiba...Demediği kelime yok...Zor kolay hepsi...Bazıları biraz değişik, "Anne anlar bir tek" kıvamında ama olsun...O da güzel oluyor...Mesela çorap "çopak" bizim evde...Cümleler uzadıkça uzuyor...Sadece zaman çekimleri yok daha ve özne yüklem uyumlu olmayabiliyor...Birden kendimi Türkçe öğretmeni sandım...Ama buraya da yazmak istedim...Bıcır bıcır bizim kız bu aralar...1'den 10'a kadar sayıyor tek başına...Ünlemler, mimikler görülmeye değer konuştukça...Çiş olayı bitti, çok şükür...Nazar değmesin:) İnatlara devam...Bazen bütün gün melek gibi, bazen krizler ardı ardına geliyor...Ufacık şeylerden...Neyseki Bora gibi bir babamız var evde...Hem onu hem beni sakinleştiriyor, olaylar anında tatlıya bağlanıyor:)

24 Kasım 2010 Çarşamba

Bugün Yazmalı...

Bu blogu Bora açtı, Bora başlattı...Onun iyidir yazısı, olayları anlatışı, mizahı...Sonra beni öyle bir sardı ki bu blog işi ben devraldım...Önceleri fotolar olsun, yorum yazalım altına Duru’nun ağzından, kısaca olayları anlatalım dedik, sonra bildiğiniz üzere ben yazmaya başladım...Zaten hayatımın çoğu evresinde günlük tutmuşumdur...Severim...Ama blogun, yazmanın, duyguları, yaşadıklarımı anlatmanın bu kadar hoşuma gideceğini tahmin edemezdim...Sevdim ben bu blog işiniJ...Yine de herşeyimi dökemiyorum...Şimdiye kadar daha çok gezdiklerimizi, gördüklerimizi, Duru’yu, kızımın yaptıklarını, ilklerini paylaştım...Ama bugün... Madem blog günlük gibi birşey, madem ben duygularımı kendi ağzımdan yazmaya karar verdim, bugün farklı olmalı...Bugün yazısız kalmamalı dedim...Belki de 3 senedir içimde birikenler bunlar...Hep okudum başka bloglarda bu tarz yazılar, özendim...İçlerini ne güzel dökmüşler diye...Ben yapamadım bir türlü...Ama bugün kalktığımdan beri yazmak istedim...Belki de gece huzursuz uyuyuşum bundan... 3 sene önce ben hayatımda en değerli insanlardan birini kaybettim...O beni büyüttü...O bana baktı...O beni sevdi...Hep “Daha 40 günlükken “Annenler seni bir sabah bana getirdiler, masanın üzerine bıraktılar, gittiler” derdi...Babaannem benim...Anneannemle dönüşümlü baktılar bana yuva yaşıma kadar...Ne emekleri var üzerimde...Sonrası yaz ayları...3 ay boyunca kaç yaz başbaşa kaldık Artur’da...Sadece ikimiz...Küçükken beni gezdirirdi, günde 2 kere parka götürürdü...Yedirirdi, içirirdi...Denize götürürdü...Ben ise Annemi, Babamı özledim derdim yazın ilk günlerinde...Belki üzerdim onu bilmeden...Sonra bir alışırdık birbirimize, bu sefer ayrılması zor gelirdi...İlerleyen yıllarda beraber gezdik...Beraber yedik...Beraber yattık...Beraber uyuduk...Arkadaş olduk biz...Evet babaanemle arkadaştım ben...Borayla tanıştım...Onunla haftasonularımı beraber geçirebilmek için her Cuma Bahçeşehir’den çantamı alıp Babaaneme taşınırdım...3 gün orada kalırdım...Her haftasonu...Beraber yattık hep, 20 li yaşlarımda bile...Onun kokusyula daldım uykuya...Onun güzel yemekleri, kahvaltılarına uyandım sabahları...Çok özledim...En çok da neye üzgünüm...Biliyorum sonu yok ama onu kaybettikten 2 ay sonra Duru’nun haberini aldık...Neden bilmedi...Çok üzüldüm...Nasıl sevineceğini, nasıl seveceğini ben bile tahmin edemiyorum şu an...Sonra çok düşündüm... Eminim ki biliyor dedim...O herşeyi görüyor...Yanımızda, tüm gidenler gibi...Buna inanmak istiyorum...Ben onun sayesinde Anneanne - Babaanne farkı bilmedim...Büyüdükçe gördüm, duydum böyle şeyler...Ve bu anlamda da emeği olan Babaanemi anarak Duru’nun da böyle büyüdüğünü görmek çok güzel birşey...Babaanneciğim çok özledim çok...Öğretmen olan babaanem öğretmenler gününde ayrıldı aramızdan...Ve ben ilk defa bu kadar açık bu konuyu dile getirdim...Yazılı da olsa...Konuşmadım da kimseyle, konuşamadım, konuşulmasına müsaade etmedim...Seni çok seviyorum Gagam...

22 Kasım 2010 Pazartesi

Trublue & Go Mongo & Ceyda'nın Doğum Günü

Sevgili arkadaşım Ceyda'nın doğumgününde Trueblue'da buluştuk...Öğleden sonra bira patates keyfi yaptık...Çocuklar da parkta keyif yaptılar...Yetmedi Play Barn'a gittik...Yetmedi Go Mongo'ya...Keyifli birgün geçirdik...
Parkta hep peşpeşeydiler...Emre Duru'yu kolladı hep:) Kaydırak merdivenlerinde sen geç dercesine yol verdi, sırtından tutarak...
Bu arada unutmadan araya sıkıştıracağım...Pazar günü TRT 3'e canlı yayına çıktık:) Taç sporda Türkiye erkekler tenis final maçını izlemeye gittik...Canlı yayınmış...Biz dee çıkmışız...Duru'nun da bayağı ilgisini çekti...Ama sadece 30 dakika...10 gündür çiş söylemeyle ilgili sorun yaşamamıza rağmen orada o sessizlikte "Anne çiş" diye bağırıverdi bizim minik...Herkesi bir gülme aldı tabi...Ben utana sıkıla tuvalete koştum...Ciddi bir maç olmasa takmıyacağım ama oyuncular profesyonel:) Neyse ben yine de mutlu...Duru tekrar söylemeye başladı diye:) Galiba Annelik böyle birşey...Bundan mutlu olmak...
Go Mongo'da da oyunlara devam...

9 Güne Neler Sığar?

Ooof of bitti işte tatil, bayram...Kızımı evde bırakıp hem ona hem kendimize güzel bir Pazartesi sendromu...Neyse ki Anneannesi ve Dedesiyle...Yine bile telefonda bana minicik sesiyle "Anne çok" diyip durdu:) Çok seviyormuş, çok özlemiş beni...Canım kızım...Sırası karışık da olsa 2-3 parçada da olsa neler yaptık neler, anlatacağım...Gezdik, eğlendik, zaman zaman krizler yaşadık...İlkler yaşadık...Ama en önemlisi çekirdek ailemiz 9 gün 24 saat ayrılmadan birlikte keyifli vakit geçirdik...
Tatil öncesi Tolga'nın doğum gününü kutlarken...Çocuklulara tavsiye ederim...Ataşehir Sahan...Yemekleri güzeldi ama en güzel yanı çocuk oyun odası vardı ve çocukların başında da ablalar...Duru durmaz dedik bizsiz ama bir baktık ki bizi aramıyor bile...Ablayla top oynadı, kaydıraktan kaydı...Biz de arada bir baktık ama genel olarak sofradaydık...
Sabah uyanınca Duru'nun bizim yatağa gelmesi ve belki 30-45 dakika süren yatak keyfimiz...Bu aralar her yere Mickey'miz de geliyor...Ama her yere:)
Akşamları 3 kişilik yemeğimizi, yine 3 kişi hazırladık, yedik afiyetle...
Bunlar ev keyfi yaptığımız dakikalar ama genelde dışardaydık tabi ki ve yine...
Birgün Play Barn'daydık...Nil ve Selin'le...Güzel oynadılar bizimkiler...Duru özellikle top havuzuna bayıldı...Caddebostan'da play Barn...Özellikle kış aylarında, yağmurda, çamurda çocukları götürebileceğiniz bir yer...Kapalı alanda her türlü eğlenme imkanı...
Buz evindeyiz...Çok güzel miydi derseniz bence enteresan değildi...Ama görmüş olduk...
İstanbul Forum'da Duru eğlenirken...H&M'e de girdim...Tabi ki kendimi çocuk tarafında buldum...Çoook kalabalıktı, kendime birşey bakamadım ama Duru'ya bir sürü Hello Kitty'li şeyler aldım:)
Birgün de Başaklarla Kınalı adadaydık...Efe Deniz ve Nehir'le çok eğlendi bizimki...Günün yarısı denize taş attılar...Balıkçı'da uyudu minikler...Biz de keyifli yemek yedik...Efe Deniz bize eşlik etti tabi...Geçen bir sene bu kadar mı fark eder...Duru ve Efe Deniz çok iyi anlaştı...Bütün gün el ele yürüdüler:) Birbirlerini azdırdılar...Eğlendiler...
Bunlar daha bir kısmı...Arkası sonra artık...Başka neler mi oldu...Herşey güllük gülistanlık değil tabi...Ağır bir nezlenin ardından ve belki bilinmeyen sebeplerden, belki 2 yaş durumlarından çişini söylememeye başladı Duru...3 aydır olmadığı kadar kazalar...Çok üzüldüm çok...Neyse ki toparladık...%100 olmasa da toparladık...Neyse ki kakasını söylüyor:) O kadar kolay öğrendi ve o kadar az kaza yaşadık ki 3 ayda ben şoka girdim...Zor işmiş...Sanırım atlattık...Arkadaş kavramı çok gelişti...Emre, Nil, Efe Deniz, Nehir,hepsiyle çok uyum içindeydi...Arada minicik tatsızlıklar olsada...O kadar da olur artık...Neyse bugünlük bu kadar galiba...İşime dönmeliyim:)